Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Sertaç Kasaplar. Aynı zamanda Bas Pedala: Avrupa-Bisikletli Yaşam Hikayeleri Kitabı’nın yazarı.
Bisiklet sevgisini bisikletiyle Avrupa ülkelerine yaptığı bir yolculukla tescilleyen ve 30 günlük Avrupa yolculuğunu röportaj ve insan hikayeleriyle harmanlayarak Bas Pedala: Avrupa-Bisikletli Yaşam Hikayeleri kitabıyla ortaya koyan Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Sertap Kasaplar, aynı zamanda on bini aşkın okura ücretsiz ulaştırılan Bisiklet Turunun Temelli kitabının da çevirmeni.
SANIRIM SAYIN SOYER FARKINDA
Çanakkaleli Sertaç Kasaplar, Türkiye ve özellikle yaşadığı İzmir’de bisiklet yollarının önemini anlatmak için projeler hayata geçiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in takdir edilmesi gereken vizyon sahibi bir yönetici olduğunu belirtiyor.
İZMİR’İN BU KONUDA DA TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLMAMASI İÇİN BİR SEBEP YOK
Yerel yönetimlerin geleceğe dönük bisiklet ulaşımının sağlanması yönündeki altyapı çalışmalarını biran evvel gerçekleştirmeleri gerektiğinin önemine dikkat çeken Kasaplar, “Muhtemelen Sayın Tunç Soyer söylediklerimin farkında. Önümüzdeki 20 ya da 30 yıl sonrasının şehircilik planlanması yapılırken, artık bu kaçınılmaz bir noktadadır. Avrupa’da yapmış olduğum gözlemlerimi Sayın Tunç Soyer ile paylaşmak ve sunmak isterim. Bir bisiklet kullanıcısı olarak politik iradenin ya da yerel yöneticilerin biraz daha güçlenip bunları somut bir şekilde hayata geçirmesini isterim. Geçmişten bugüne gelinen noktayı gördüğüm için umutluyum. İzmir’in bu konuda çok önemli bir potansiyeli var. Türkiye’ye örnek olmaması için bir sebep yok diye düşünüyorum” diye konuştu.
.jpg)
BİSİKLET YOLLARI YAPILIRSA KULLANIM ARTAR
Dünyaca ünlü bisikletçi Mikael Colville Andersen ile röportaj yapan Araştırma Görevlisi Sertaç Kasaplar, “Mikael Colvılle Andersen tüm dünyaya bisikletli yaşam nasıl olur? Sorusuna katıldığı uluslararası konferanslarda anlatmaya çalışıyor. Kendisiyle Türkiye’den röportaj yapan ilk kişiyim. Andersen’ın söylediği şey: ‘İnsanlar bisiklet kullanımını kendi işine gelirse kullanıyor’. Yani şehir içi ulaşımda bisiklet kullanmak güvenli olursa ve bisiklet yolları bir yerden başka bir yer gittiğinizde tüm ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek altyapısı hazırlanırsa, zaman içinde insanlar otomatik olarak evriliyor. Otomobil kullanmaktan hem çok daha rahat hem de kolay geliyor. Ancak bu şekilde insanlar özeniyor. Öğretilecek bir şey değil tam tersine insanların kendi tercihine bırakıldığında bisiklet kullanmaya kadar gidiyor diyebilirim. Bunun için de bisiklet yolları için altyapıyı hazırlayıp insanların tercih etmesini beklemeliyiz’’ diye konuştu.
BABAM BENİ BİSİKLETLE OKULDAN ALIRDI
Bisikletli yaşamın hayatımızdaki yerini ve kolaylaştırıcı etkisinin ne kadar önemli olduğunu vurgulayan Kasaplar, Avrupa’da bisikletli yaşamın kent merkezinde, yaş ya da ekonomik durum ayrımı olmaksızın aktif olduğunu kaydetti. Kasaplar, “’Çocukluğum Çanakkale’de geçti. Küçük bir şehir olduğundan dolayı her yere çoluk çocuk bisikletle gider gelirdik. Babam genellikle beni okuldan bisikletle alırdı, aynı zamanda işine bisikletle giderdi Tabi ki küçük şehirde rahattı bisiklet kullanmak. Zaman geçti biz büyüdük üniversiteyi bitirdik ve tekrar şehre dönünce çocukluğumuzdaki gibi bisiklet kullanmanın ne kadar zor olduğunu görmeye başladım. Bununla birlikte şehirlerimizde bir değişimin olduğunu gözlemledim. Bisikletli yaşamın Avrupa’da böyle olmadığını ve bisikletli ulaşımın şehrin merkezinde pek çok insanın yaş veya ekonomik durum ayırt etmeksizin aktif bir şekilde devam ettiğini gözlemleyince bunun bir faaliyete dönüştürme isteği uyandı” dedi.
AVRUPA’DA 2025-30’DA KENT MERKEZİNE ARAÇ GİREMEYECEK
Bisikletli ulaşım altyapısını her geçen gün düzeltmeye yönelik adımlar atmaya ve projeler ile güçlendirmeye çalışan Avrupa ülkelerini bisikletiyle gezen Sertaç Kasaplar, hem gözlemlerini paylaştı hem de Avrupa’da 2025-2030 yılları arasında akaryakıtlı araçların kent merkezine sokulmaması yönünde bir kararın uygulamaya geçeceğine dikkat çekerek, aynı uygulamanın Türkiye ve İzmir’de de uygulanmasının trafik ve karbon emisyonunun azaltılması sorununa büyük katkı sağlayacağını söyledi.
.jpg)
GELİR SEVİYESİ YÜKSEK İNSANLAR DAHİ BİSİKLET KULLANIYOR VE…
Kasaplar, “Hollanda ve Danimarka bu işin öncüleri olmak üzere. Almanya, Fransa, Belçika şehirlerini gezerek yaşadıklarımı ve gördüklerimi video ve röportajlarla kayıt altına alarak kitaplaştırdım. Otomobillerin ekolojiye verdiği zararalar yıllardır raporlanıyor ve Avrupa şehirleri 2025-2030 yılları arasında, akar yakıtlı araçların şehir merkezine sokmamaya başlayacak. Yalnızca elektrikli araçlara geçmek ya da egzoz emisyonunun önüne geçmek tek başına çözüm değil. Aynı zamanda bisikletin de ulaşımda birinci tercih olması için çalışılıyor. Türkiye için istediğimiz aslında bu tip örneklerin baz alınmasıdır. Çünkü; bisiklet kullanımının çok fazla avantajı var. Yalnızca politik ya da ekonomik avantajları dışında insan sağlığına da faydaları var. Vücuttaki kan dolaşımını hızlandırıyor, psikolojik avantajları var, rahatlatıyor. Fiziki gelişimimize yardımcı oluyor. Dolayısıyla bisikletli toplumların sağlıklı ve mutlu toplumlar olduğu da ortaya çıkıyor. Gelir seviyesi çok yüksek ve çok lüks arabaları olan insanların bile şehir içindeki ulaşımlarda bisikleti birinci araç tercihi olarak kullandığını görüyoruz. Bu durumun medeniyet anlamında örnek alınması gereken önemli şeylerden biri olarak görmeliyiz’’ dedi.
Araştırma görevlisi Sertaç Kasaplar, yerel yönetimlerin şehir içi trafikte bisikletli kullanıcılarına sağlayacağı kolaylık ve avantajların önemine dikkat çekerek, bu konuda büyük ilerleme kaydeden Danimarka’yı örnek gösterdi.
KASAPLAR, DANİMARKA ÖRNEĞİNİ VERDİ VE…
Kasaplar, gözlem, tespit ve düşüncelerini şu şekilde paylaştı: “Danimarka’da farklı görüşteki partiler bisikletli ulaşım söz konusu olduğunda hepsi ortak politikalara imza atıyorlar. Danimarka bisiklet altyapısını dünyaya örnek gösterebilecekleri bir kalıcı eser olarak sunmak istiyor. Danimarka’da şehirler arası yollarda ve şehir içinde her sokakta bisiklet yolu olmayan hiçbir sokak yok diyebilirim. Aynı zamanda yasalarla bisikleti birinci öncelik haline getiriyorlar. Arabaların giremediği yere bisikletliler giriyor ya da arabaların tek yön girdiği yerleri bisikletler çift yön kullanabiliyor. Trafikte yayalardan sonra öncelikli araç her zaman bisiklettir. Bisikletlilere karşı işlenebilecek her suçta, araç sürücüsü suçlu duruma düşüyor. Almanya Berlin’de Belediye seçimlerinde oy kullanacak olan belediye meclis üyesi kişilerin parti programları inceleniyor, mutlaka bisikletle ilgili bir iki madde olması gerekiyor. Parti programlarındaki vaatlerinde bisiklet projesi olmayan hiçbir aday seçilemez algısı oturmuş Avrupa’da. Danimarka ve Hollanda için de bu durum böyle diyebilirim.”
İZMİR’DE GELİŞME VAR ANCAK…
İzmir’de bisiklet kullanımının artışı ve altyapının güçlendirilmesi çalışmalarının sevindirici olduğunu dile getiren Kasaplar, “Son on yıldır bisiklet kullanıcısı oranı İzmir’de gözle görünür bir şekilde arttı. Bir gelişme ilerleme var ancak daha da ileriye gidebilmesi için; bisiklet yollarının ve altyapılarının ulaşıma hizmet edecek şekilde planlanması gerekiyor. Almanya ve Hollanda üzerinden örnek verebilecek olursak, daha önce yapılan ilk adımlarda göstermelik bisiklet yolları yapılmasını insanlar eleştiriyor. Bisiklet yolları ancak A noktasından B noktasına insanları gitmek istediği noktaya taşıdığı sürece anlamlı ve verimli oluyor. İnsanların ulaşımına hizmet edebilecek yol projeleri yapılması çok önemli. Sadece yasalar ile güvence altına alınmasından ziyade o yol projelerinin gerçekten topluma hizmet etmesi çok önemli. Ege Üniversitesi’nde (EÜ) çalışıyorum. Evimden çıkıp Bornova’ya bisikletle kesintisiz bir şekilde gidemiyorum. Sahil yolunu kullanabiliyoruz ancak Bornova’ya araç trafiğine girmeden hala bisiklet yolundan bir ulaşım söz konusu değil. İzmir için en büyük beklentilerimden biri bu” dedi.
BİSİKLET KAPİTALİZME KARŞI, BİR NEBZE DE ANARŞİST
Araştırma görevlisi Kasaplar, bisiklet kullanımının sağlık ve trafik açısından yararlarını ise şu şekilde sıraladı: “Her geçen gün artan trafik sorunu, kazalar, yaralanmalar, ölümler ve de araç yoğunluğu artmaya devam ederken bir yandan bisiklet kullanımın yaratmış olduğu etkiye dikkat çeken Kasaplar: ‘’ Kent merkezleri günümüzde kapitalizmin ve tüketimin bir numaralı odak ve pazar alanlarıdır. Otomobil sektörü ise kendi altında onlarca sektörü besleyen bir yapılanma. Otomobil alırken; ek özellikleri, sigortası, akar yakıtı ve otoparkı derken büyük bir tüketim zinciri var. Bisiklet bunların dışında kalıyor. Bisiklet sahibi olduğunuzda hiç vergi ödemiyorsunuz. Sağlıklı kalıyorsunuz ve sağlık sistemine çok fazla borç bindirmemiş oluyorsunuz. Dolayısıyla bu zincirde bisiklet bir nebze anarşist olarak kalıyor bu noktada.”
