Close Menu
  • Başlangıç
  • Kitap
  • Dergi
  • Değerlendirme
  • Haber
  • Yorum
  • Genel
  • Dükkan
  • Kurdî
Facebook X (Twitter) Instagram
NA Blog
  • Başlangıç
  • Kitap
  • Dergi
  • Değerlendirme
  • Haber
  • Yorum
  • Genel
  • Dükkan
  • Kurdî
Facebook X (Twitter) Instagram
NA Blog
Home»Makale»“Bizi konuşturmayınca onlar haklı oluyor” mu?
Makale

“Bizi konuşturmayınca onlar haklı oluyor” mu?

EdîtorBy EdîtorKasım 6, 2022Updated:Kasım 6, 2022Yorum yapılmamış7 Mins Read
Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
Share
Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

 

 

 

 

 BİZİ KONUŞTURMAYINCA ONLAR HAKLI OLUYOR” MU?

CEVAT AKKANAT /İktibas  Dergisi Kasım 2022 sayı 527 Kultur Sanat Sanat/

 Edım/Final (Na Yay., Ank., 2022, 189 s.) başlıklı bir “uzun hikâye” okudum.

Dost bir el, zinde bir zihin, Mustafa Kaylı’nın ka- leme aldığı bir kitap bu. 1960 Harput, Baskil, Be- kirhüseyin köyü doğumlu Kaylı, İzmir’de yaşıyor. Elektrik mühendisi, fakat fikirle, sanatla, edebi- yatla yoğrulmuş bir dünyası var. 90’lı yıllarda aylık periyotlarla 46 sayı yayımladığı Harman dergisi, diri bir bakış açısı sunuyordu okuruna. Orada yayımlanan deneme ve şiirlerini hatırlamamak mümkün mü? Bu arada İlka adlı şiir kitabı Lis Ya- yınları tarafından 2019’da yayımlandı.

Kaylı, bir ara sivil toplum kuruluşları, hatta siya- setle de ilgilendi, aktif rol aldı. Sözgelimi Mazlum- der’in İzmir Şubesi kurucuları arasında bulundu. Fazilet Partisi’nin İzmir İl Başkanlığı kurucuları arasında yer almış. Ayrıca AKP’nin Konak ilçe yö- netiminde iki dönem görev yapmış. Bu biyografik bilgilerden sonra ilgimizi Kaylı’nın eserine yoğun- laştırabiliriz.

Edım/Final adındaki bu kullanımdan da belki anlaşılabilir, iki dilli bir kitap. Metin Türkçe ve Kürtçe olmak üzere iki ayrı dilde yayımlanmış. Buna göre bir sayfada Türkçe verilen metin diğer

sayfada Kürtçe sunuluyor. Bu böyle devam edip gidiyor. Bu bahiste son husus, metnin Kütçe yazı- mında Ferid Behram katkı sunmuş yazara.

Eserin içeriğine girmeden önce kapağından da bahsedelim. Kapağa bordo bir zemin hâkim. Üze- rine dikenli teller ve beyaz güvercinler yerleştiril- miş. Beş güvercin var burada. Dikenli tellerden en üstteki olan kopmuş. Güvercinlerin konumuna dikkat edilecek olursa dikenli teli onların kopar- dığı tasavvur edilebilir.

Madem kapaktan söz ediyoruz, bir de arka cephe- ye bakalım. Şu metin ve Kürtçesi yer alıyor arka kapakta: “İşte hayat. Arka koltukta genç, yakışıklı yoksul bir Roman. Mahkum olmaktan kurtulmuş. Sevincinden uçuyor. Yan tarafta Edım. Kürt. Fikir beyan etme mağduru. Bir an önce evlerine ulaşma derdindeler. En alttakiler. Tahliye olmanın, açık ha- pishaneye çıkmanın sevincini yaşıyorlar. Olsun ne güzel. Özgürlüğün azı dahi güzel, adı dahi güzel. Minibüs sık sık şerit değiştirerek ilerliyor.”

Eser 14 kısa sahneden (bölümden) oluşuyor. Ya- zar, pek çok bölüm başında, farklı yazarlardan ya- pılan ve anlatılanlarla örtüşen epigraflar sunuyor. Rıza Tevfik, Tahir’ul Mevlevi, Zekeriya Sertel, Reşat Ekrem Koçu, Michel Foucault, Hannah Arendt, Selin Çağlayan, Agamben Giorgio, Vedat Türkali kitaplarından yapılan alıntıları epigraf olarak kul- lanılan yazarlar. Hannah Arendt’ın Kötülüğün Sıradanlığı kitabından alınan cümlesini iktibas edelim: “Totaliter devlet, muarızının adsız sansız, sessiz sedasız ortadan kaybolmasını sağlar.”

Bir cezaevi öyküsünü içeriyor Edım/Final. Başlı- ğa çıkardığımız “Bizi konuşturmayınca onlar haklı mı oluyor.” şeklindeki epigraf ile açıyoruz kitabın sayfalarını. Metni ise “TC Adalet Bakanlığı İnfaz ve Tevkifevi yazılı taş duvar ve demir kapı.” cümle- siyle okumaya başlıyoruz. Okudukça, eserin ilahi (hâkim) anlatıcısının dilinden öğrendiklerimiz artıyor:

Buna göre başka mahkûmların ifadesiyle “Tür- kiye’de yaşadığını unutmuş” olan kahramanımız Edım, “sosyal medya paylaşımından” ötürü tu- tuklanıp cezaevine konulmuştur. Edım’ın tu

tuk- luluğuna yol açan paylaşımları, devletin ulusçu yapısı ile devlet adamlarının sözde dindar kimlik- lerinin sentezinden oluşan olumsuzluklarla ilgili gözükmektedir. Buna özellikle değiniyor anlatı- cı, Edım’ın bilinçaltını yansıtırken: “Suç ve cezayı dinle irtibatlandırmak ulusçu devletin işine geliyor.” (s. 12)

Eserin ana mekânına bağlı olarak cezaevi haya- tı ile ilgili bol bol malumat okumamız normal. Bunlar mekânın fiziksel betimlemesinden çok mahkûmlarla, hatta onların ruh dünyalarıyla il- gili. Kuşkusuz mekâna ve mahkûmlara ait fiziksel takdimler de var.

Mesela Edım’ın koğuşu şu cümlelerle görünür kı- lınır: “Doksan kişilik koğuşta iki tuvalet bir pisuvar, bir lavabo var. Her taraf pislik içinde, kokuyor. Su birikintileri ve çamurlu bir zemin var. Ayak ucuna basarak pisuvara doğru ilerliyor. (…) Koğuşun di- ğer ucuna doğru yürüyor. O tarafta neler var merak ediyor. Sıralı ranzaların arası aynı zamanda volta atma alanı. Kolun dibindeki iki yemek masası me- safeyi bölüyor. Koğuşun diğer ucu da baş taraf gibi tasarlanmış. Simetriği. Lakin buradaki tuvaletler duşa çevrilmiş. Lavabo tezgâhlı. Tutuklular burada tabaklarını kaşıklarını yıkıyor. İki duş yerinden bi- risinde musluk var. Kapılar kırık. Duş perdesi dahi

 

yok. Her taraf pislik içinde. Koğuşun sonunda du- var kenarına yere atılmış birkaç kirli pasaklı yatak var.” (s. 16) Sonraki sayfalarda bu yatakların tahta- kuruları tarafından işgal edildiğini, ayrıca bunla- rın ranza aralarına serilerek üstlerinde mahkûm- ların uyumaya çalışacağını öğreneceğiz.

Cezaevi hayatında Edım’ın en çok karşılaştığı hadise “sayım” manzarasıdır. Sık sık yapılan sa- yımlardan sonra gardiyanlar tarafından söylenen klişe bir cümle Edım’ı her defasında öfkelendirir. Bu klişe “Hepinizi Allah kurtarsın” cümlesidir. Bu cümleyi duyan Edım adeta krizlere girer, zih- ni itirazlara girişir: “Günde üç kere saymak ve bu cümleyi kurmak, emir kulu bir amirin en önemli işi olmalı. Allah, en üst amir olarak duruyor; kurguya göre ‘ol’ deyince oluyor. Yaprak dahi ondan habersiz düşmüyor. O, istemeden hiçbir şey olmuyor. İnsana şah damarından daha yakın. İstediğini hidayete, is- tediğini dalalete düşürüyor. Cabbar, celal, kahhar, kayyum yani. Yanisi yok. Her şeye egemen, her şeye tahakküm eden bir tanrı. Bu insanları, bu zindana reva görmüş ki gardiyanlar onların kurtuluşunu tekrar Allah’a ısmarlıyor.” (s. 46) Dikkat edilirse, yer yer folklorikleşen bir din algısına itiraz ediyor Edım. Hatta başka sayfalarda daha net görülüyor, toplumdaki bu din anlayışından ötürü seküler bir alana yönelir: “Benim için kutsal sayılan hiçbir şey yok.” (s. 64) der bir yerde. Belirtmekte fayda var, eserde bu “sayım” sahneleri bir hayli fazla. Bağlı olarak da Edım’ın itirazları… Bu durum kurguyu zayıflatıyor. Dahası, okuru bıktırma ihtimali taşı- yor.

Edım/Final, kimi verileriyle son yıllar Türkiye’si- nin zihniyet haritasını çıkarmak için iyi bir dokü- man. Bu hususta şu cümleleri okuyabiliriz:

“Okumanın, bilginin, eleştirmenin, fikir beyan et- menin cezası bu diyor işte. Hırsızlarla, çetelerle, uyuşturucularla aynı yere tıkılmak.” (s. 26)

“Ranzası olanlar bir nebze rahat. İstedikleri zaman yataklarında oturup dinlenebiliyorlar. Ancak ara- lara yatak atanlar gece on bir sayımını belemek zo- runda.” (s. 42)

“Memleketi cezaevine çevirdiler, zaten bol bol ceza- evi yapıyorlar.” (s. 66)

“Meğer adam insan kaçakçılığı yapıyormuş. Ben nerden bileyim adamın pis işlerle uğraştığını. Ki- minle konuşmuşsa onları topladılar. Gel de masu- miyetini ispatla.” (s. 74)

“-Başkanı mı eleştirdin abi, başkana mı … …?

-Hayır. Savaş karşıtı paylaşımlar. Mesela bir ka- rikatür. Bir yük vagonu. İçinde ateşli silahlar var. Üzerinde savaşa hayır yazıyor. Çocuklar vagonu itekleyip yardan aşağı atmaya çalışıyor.” (s. 92)

“Arkadaş anlattı. Munzur üzerinde kurulmak iste- nen tam on tane HES projesi varmış. Barajları da bazen güvenlik amaçlı yapıyorlar.” (s. 110)

“Bizim çekleri lazerle değiştiriyorduk. Muteber bir firmanın hesap numarasını giriyorduk. Bankalar fark etmiyordu.” (s. 112)

“-Mahkeme oldu mu?

 

-Yok abi bekliyoruz. Daha iddianame yok ortada.”

(s. 122)

“Bir iki kişi dışında kimsenin kitap okuduğu yok. Ya televizyon seyrediyorlar ya volta atıyorlar ya mu- habbet ediyorlar.” (s. 122)

“Herkes televizyonlardaki aşk meşk, asker masker, şiddet, mafya dizilerini izliyor.” (s. 138)

Evet, anlatıcı ve kahramanlar, son yıllarda yaşanan ve halen yaşanmakta olan Türkiye sosyolojisine yönelik sert tenkitler yapmaktan kaçınmıyorlar. Kitap sırf bu açıdan bile okunup değerlendirile- bilir.

Eserin ana kahramanı Edım, kültürlü bir  mahkûm. Kitap okuyor, teolojik tespitler yapıyor, hukukî hükümlerde bulunuyor, tarihi bilgilere va- kıf, sosyolog edasıyla etrafı tetkik ediyor. Sadece Türkiye’den değil, Suriye’den, Ortadoğu’dan, İslam ülkelerinden, Fransa’dan, Amerika’dan, Guantana- mo’dan, Hitler’den, Kavafis’ten… haberdar.

Kitapla ilgili söylenecek en önemli hususlardan birisi de şu: Edım/Final, otobiyografik bir eser. Daha net ifade edelim, yazımızın başında kısa bi- yografisini sunduğumuz -nereden nereye dediği- nizi duyar gibiyim- yazar Mustafa Kaylı’nın biz- zat başından geçen ve tanık olduğu olaylarla örülü bir metinden oluşuyor. Dahası da var, işbu tanı- tım metninin yazarı olarak ben, bu metni okuyan siz okurlar, kıyısından köşesinden dâhiliz kitapta anlatılanlara. Çünkü her şey gözümüzün önünde cereyan etti. Süreç boyunca tutunduğumuz tavır- lar, verdiğimiz tepkiler olan bitende belirleyiciydi. Dolayısıyla, bir bakıma eserle birlikte kendimizi de okumuş oluyoruz. Eser bu bakımdan da hay-   li önemli. Fakat onu daha bir önemli kılan şey, son günlerde gündemi işgal eden ve maalesef ka- nunlaşan “Dezenformasyon Yasası”nın getireceği daha sancılı süreçlere dair ipuçları sunması. Ya- zıklansak azdır…

“Edım, tebessüm etti:

-Benimki daha b.ktan. Adına bak ‘sosyal medya paylaşımı’ 216. Madde. ‘Halkı kin ve düşmanlığa teşvik.’ Bu maddeye de maşallah… istediğini sokuş- turabilirsin.” (s. 170

CEVAT AKKANAT edim final.edim.Mustafa Kaylı ikidilli roman İktibas  Dergisi kitap na kitap Na Yayınları Roman
Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
Edîtor
  • Website
  • Facebook
  • X (Twitter)
  • Pinterest
  • Instagram

Related Posts

Bir doğum lekesi; kadın

Temmuz 27, 2025

İzmir Kitap Fuarı’nda Kürtçe yayınlara yoğun ilgi

Ocak 1, 2024

Masal dinlememiş çocuklar ve gülmekten uzak kadınlar için kitap yazdı

Eylül 27, 2023
Leave A Reply Cancel Reply

Arama
Arşivler
  • Temmuz 2025
  • Ocak 2024
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Ocak 2023
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Temmuz 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Şubat 2022
  • Ocak 2022
  • Aralık 2021
  • Ekim 2021
  • Ağustos 2021
  • Temmuz 2021
  • Haziran 2021
Kategoriler
  • Analiz
  • Anons
  • Değerlendirme
  • Etkinlik
  • Fuar
  • Genel
  • Haber
  • Kitap
  • Makale
  • Röportaj
  • Söyleşi
  • Yorum
Üst veri
  • Oturum aç
  • Kayıt akışı
  • Yorum akışı
  • WordPress.org
Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest
  • Başlangıç
  • Kitap
  • Dergi
  • Değerlendirme
  • Haber
  • Yorum
  • Genel
  • Dükkan
  • Kurdî
© 2026 ThemeSphere. Designed by ThemeSphere.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.